Dersimiz oyun:)

 

Bir belgesel izlemiştim TRT-2′de, adı ”Hayat Akarken”di. Kozayağı Köyü İlköğretim Okulu’nu anlatıyordu. Hatta izlediğim tarihi bile verebilirim. 24 Ocak 2007…

 

Beni tanıyanlar genelde unutkan olduğumu bilirler ve bunu nasıl hatırladığıma şaşırabilirler ama şaşırmayın, öyle etkilenmiştim ki okuldaki öğrencilerden ve öğretmenlerden, not etmek istemiştim gördüklerim ki iyi ki de etmişim. Tıpkı derste söz ettiğimiz gibi yazmak, güzel anıların ve fikirlerin uçup gitmesini önleyen bir hayat kurtarıcı bence. Hergünün elimizden uçup giden değerli bir kum tanesi olduğunun yeni farkına varıyorum ve o yüzden artık herşeyi yazıyorum.

 

Şimdi de o okulu neden hatırladığımdan bahsetmek istiyorum. Bir matematik dersi… Öğrenciler önlüklerine bi kağıt iğnelemişler ve herbirinin üzerinde bir rakam yazıyor. Bir kişi de ebe olmuş, gözleri bağlanmış. Rakamlar etrafta kaçışıyor, ebe de onları yakalamaya çalışıyor. 2 kişiyi yakalıyor, yanyana geçen öğrenciler 2 basamaklı bir sayı oluşturmuş oluyor ve bu sayıyı ebe tahtaya not ediyor. Ardından başka bir 2 basamaklı sayı yakalıyor.(!) Sonra da bu iki sayıyı topluyor. Ebe her işlemden sonra değişiyor. Öğrencilerin neşesi ve işlem yapma heveslerini siz de görmeliydiniz.

 

Başka bir sebep o okulu hatırlamamda, koridorundaki büyük sek sek oyununa benzeyen çizimdi. Öğrenciler 1 den başlayarak zıplaya zıplaya sayı sayıyorlardı ve orda oynamak, sayı saymak için sırada bekliyorlardı. Düşündüm de ben de olsam ben de beklerdim:)

 

Bunları gördükten sonra, işte, dedim, bana matematiği böyle öğretmiş olsalar, kesin başka biryerlerde olurdum:) Sonra öğretmen olduğum için şanslı olduğumu düşündüm, çünkü öğrencilerime dersleri oyunla zevkli ve anlamlı hale getirirsem, bari onlar benim olamadığım yerlerde olurlar diye sevindim:) Umarım başarırım…

 

Bizim ilk dersimize gelince… ”Zihin eğlenceli tarafa kayar.” demişti İnanç Hocamız. Bu ilk derste de bir daha gördüm ki, oyunla derslerimizde hem öğrencilerin zihinlerini taze ve açık tutabiliriz, hem de sosyal baskılardan sıyrılmı, rahat ve samimi ortamlar yaratabiliriz. Şahsen en iyi öğrenmeyi ben böyle ortamlarda gerçekleştirebiliyorum ki çoğumuz da öyleyizdir sanırım.

 

”Oyuna devam…” Işılay’a selam…

Sevgiler…

~ by tugcem on March 1, 2007.

Leave a Reply